Çeviri Tarihi

-

Çevirinin Tarihçesi

Dünya henüz çok küçükken insanlar henüz dillere ve gruplara ayrışmamışken. Bir fikir türedi insanların aklında, "yaratıcıya daha yakın olmak" bu fikir onları tarihin en görkemli yapıtını yapmaya ve insanların lanetine sebep olmaya itti. O yapının adı Babil Kulesi idi. Babil Kulesi, yaratıcıya yaklaşma amacıyla yapılmaya başlanmış oldukça uzun ve dünyanın en görkemli yapılarından biridir. Yaratıcı, farklı söylenen birçok sebepten dolayı insanları cezalandırır ve anlaşamamaları için hepsini gruplara ve dillere ayırır ve dillerin böylece ortaya çıktığı rivayetine inanılır. Çeviri tarihi böylece başlamış olur. Aslında çeviri tarihi insanların tarih sahnesine çıktığı andan itibaren başladığını söylemek yanlış bir tabir olmayacaktır. M.Ö. 4500 yıllarında Mezapotamya’da çok dillilik egemendir. Bu durum, üç farklı dilde yazılmış kil levhalardan da anlaşılmaktadır. Bu üç dilin bir arada yaşıyor olması çeviri etkinliğinin de ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, Eski Mısır’da M.Ö. 3000 yıllarında yoğun bir çeviri faaliyetinin olduğu buluntulardan anlaşılmaktadır. Kapadokya’daki buluntularda ise M.Ö. 1800 yıllarında “targumannu” diye adlandırılan çevirmenlerin olduğu anlaşılmaktadır. M.Ö. 1200 yıllarından kalma iki dilli (Hititçe ve Eski Mısır Dili) bir sözleşme metni de (1273-Kadeş Antlaşması) dönemin çeviri konusundaki yaklaşımlarını aydınlatmaya yardımcı olmuştur. 9 ve 10. yüyzıllar çevirinin en yoğun yapılduğu yüzyıllar olarak adlandırmak yanlış olmaz, zira bu dönemlerde en çok çevirisi yapılan yapıt dinsel yapıtlardı. Örneğin İbranice dilinden Antik Yunanca diline tercüme edilen Eski Antlaşma M.Ö. 247 yılında gerçekleştirilmiştir. M.Ö. 196 yılındaki Rosetta Taşı'nda ise aynı metnin iki dilde yazılmış olduğunu (Eski Mısır-Anti Yunan) görmekteyiz. Bu sayede Mısır hiyerogliflerinin çözülmesinde çok büyük bir yol kat edilmiştir. Orta Çağ dönemine bakıldığında ise Avrupa karanlık bir dönem yaşarken Doğu adeta güneş gibi parlıyordu. Bağdat çeviri merkezi haline gelmişti. Burada birçok eser çevrilmişti. Böylece Avrupa insanı da doğu insanı da Eski Yunan dilindeki dini, edebi, tıbbi, siyasi vb metinlerle tanıştı. Bu metinler Latince, İspanyolca, Arapça ve birçok dile çevirilmiştir. Daha sonraki savaşlar ve göçler sebebi ile bu parıldayan güneşin ışığı maalesef sönmüştür. Çevirinin ivme kazandığı dönem ise 1450 yılından sonra matbaanın keşfi ile gerçekleşmiştir. Bu dönemden sonra pek çok eser çevrilip hızlı bir şekilde basılmaya başlandı. Bu durum Avrupa'da daha hızlı olduğu için sosyolojik ve siyasi yapı olarak daha hızlı gelişmelere Tıpbi anlamda cürretkar adımlar atılmasında yardımcı oldu. Aynı zamanda dinlerin yayılması ve bu konuda tartışma hatta savaşların çıkmasına bile neden oldu. Bu noktada çevirinin önemini arttıran olan din reformu olmuştur. Dindeki reform ile Latince metinlerin Almanca'ya çevrilmesi ile çeviri ve tercümenin önemi büyük ölçüde artmış oldu. Edebi eser çevirilerine yoğun bir şekilde 17. ve 18. yüzyıllarda başlanmıştır. 19. yüzyıla geldiğimizde ise çevirmen, tercüman, çeviri kavramları iyice oturmaya başladı ve bu sektörün varlığı, iyiden iyiye ete ve kemiğe büründü. Sanayi devrimi ve teknolojik çalışmalarla birlikte çeviri sektörü iyiden iyiye gelişim göstermiştir. Bu devrimler devletlerin ilişkilerini arttırmış, ülkeler arası ticareti arttırmış, ticaret zamanla kültür alışverişine dönmüş ve bu durum da çeviri sektöründe uzmanlık alanlarını oluşturup, çeviri sektörünü kendi içinde büyütüp bugün ki haline getirmiştir. Günümüzde ise çeviri sektörü teknoloji ile harmanlanmış ve daha hızlı daha kaliteli hizmet vermektedir. Aynı zamanda çeviri tarihi, çeviri bölümlerinde ders olarak okutulmakta ve çok geniş kapsamlı konulara değinilmektedir. Geçmişten günümüze çevirinin gelişimiyle ilgili sayısız olay vardır. Halen daha çeviri tarihi kendine yeni hikayeler ve kurallar katmaya devam etmektedir. İnsan var olduğu sürece de devam edecektir.

2
0
0
0
0
0
0

comment-ollang OLLANG ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

ollang-avatar

FACEBOOK ÜYELERİ NE DİYOR?