Dil Edinimi ve Evrensel Dilbilgisi

Yaşam -

Dil Edinimi ve Evrensel Dilbilgisi

Dil Nedir?

İnsanlar olarak bir araya geldiğimizde her ne yapıyorsak, bu ister oyun oynamak olsun ister dövüşmek, ister iş kurmak ya da dertleşmek olsun, mutlaka konuşarak yaparız. Hepimiz dillerin meydana getirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Dostlarımızla, iş arkadaşlarımızla, eşlerimizle, sevgililerimizle, öğretmenlerimizle, ailemizle, rakiplerimizle ve hatta düşmanlarımızla dahi daima konuşarak iletişim kuruyoruz. Yüz yüze konuşmanın yanı sıra bu iş için elektronik medyanın tüm olanaklarını kullanıyor, bunun karşılığında çok daha fazla konuşma ile yanıt alıyoruz. Uyanık olup konuşmadan geçirdiğimiz bir zamana rastlamanın çok zor olması bir yana, rüyalarımızda bile birileri ile karşılıklı konuşuyoruz. Kimimiz yanıt alamasa da konuşuyor, kimimiz uykusunda konuşuyor. Bazen evcil hayvanlarımızla ve bazen de kendi kendimizle konuşuyoruz.

Dil becerisinin varlığı, insanı diğer hayvanlardan ayıran en önemli özelliktir diyebiliriz. Efsanelerde ve pek çok dinin temelinde yatan felsefeye göre, dil insan hayatının ve gücünün kaynağı. Afrika’daki bazı topluluklarda yeni doğan bebek bir kintu, yani bir nesnedir; henüz bir muntu, yani “insan” değildir. Çünkü onlara göre bir bebeği insan haline getirecek olan şey, dil öğrenme eylemidir. İnsanlığı anlayabilmek için, öncelikle bizi insan yapan dilimizin doğasını anlamamız gerek. Örneğin en basitinden, bir dili “bilmek” ne anlama gelir?

En basit şekliyle; bir dili biliyorsanız, o dilde konuşabilir ve o dili konuşan diğer kişiler tarafından anlaşılırsınız. Yani bu da, belli anlamlara gelen söz dizileri oluşturabilmeniz ve diğer kişilerin ürettiklerini anlayabilmeniz demektir. Gel gelelim, dil kavramını oluşturan tek unsur konuşma değildir. Duyma engelli insanlar da işaret dili ile iletişim kurabilirler. Onların dil dünyasını konuşan bireylerinkinden ayıran tek şey, ifade etme biçimleridir.

İnsanların çok büyük bir çoğunluğu, en azından bir tane dil bilir. Beş yaşındaki bir çocuk, konuşma ve anlama konusunda en az ebeveynleri kadar yetkindir. Aslen en basit bir sohbeti yürütebilmek dahi, aslında pek çok bireyin farkında olmadığı çok daha derin bir bilgi birikimi gerektiriyor. Bununla birlikte kişiler, dili oluşturan dinamiklerin veya dilbilgisi yapılarının bilincinde olmaksızın o dilde cümleler üretirler; tıpkı bir çocuğun denge prensiplerini veya nörofizyolojik kontrol mekanizmalarını bilmeksizin yürüyebilmesi gibi.

Dil bilmenin önemli bileşenlerinden biri, hangi ses ya da işaretlerin o dile ait olduğu kadar, hangilerinin olmadığını da ayırt edebilmektir. Bu beceri, kişilerin kendi dillerinden başka bir dilin kelimelerini telaffuzu esnasında rahatlıkla gözlemlenebilir. Eğer telaffuz edilen dile ait bazı sesler kişinin kendi dilinde mevcut değilse, o dili konuşurken doğru sesi bulup kullanması için bu yeni sesleri sonradan öğrenmesi gerekecektir. Eğer bunu başaramıyor ve yanlış sesler çıkarıyorsa, dili yeterince bilmiyor demektir. Dahası, bir dilin ses sistemini bilmek aynı zamanda sözcüklerin hangi harflerle başlayabileceğini, hangileriyle bitebileceğini ve hangi harflerin art arda gelebileceğini bilmeyi de kapsar. Örneğin, Türkçede hiçbir kelime “zrh” harf kombinasyonunu içermez, hiçbir kelime “ğ” harfi ile başlayamaz. Çocuklar, ana dillerindeki bu tarz özellikleri çok çabuk kavrayabilirler. Peki, çocuklar bunu nasıl yapar?


Evrensel Dilbilgisi

Her dilin dilbilgisi özellikleri birbirinden farklı olsa da, bir taraftan da her dil için geçerli olan genelgeçer bazı dinamikler vardır. Bu dinamikler önemlidir, çünkü bir insanın herhangi bir dili öğrenebilme ve kullanabilme kapasitesi konusunda bize fikir verir. Dilin yapısı üzerinde çalışan araştırmacılar, dilin kendine özel gramerinden farklı olarak her dilde ortak olan evrensel dilbilgisi fikri üzerinde durmuşlardı. Dil öğrenen her bireyin, henüz öğrenmeye başlamadan evvel bildiği birçok şey vardır. Her dilin kendine özgü ses toplulukları, alfabesi, belli anlamlar oluşturan sözcük kombinasyonları, söz ve cümleleri bulunduğunu bilirler. O dilde de kendi dillerinde olduğu gibi filleri, isimleri, olumsuzluk yapılarını, emir kiplerini, geçmiş-gelecek zaman yapılarını ve daha genel olarak, sınırlı kelime havuzundan sınırsız cümle meydana getirmek için gerekli olan kurallar sistemini öğreneceklerinin farkındadırlar. Dilbilimciler insan dilinin incelikleri üzerinde çalıştıkça, ilk kez Chomsky tarafından ortaya atılmış olan Evrensel Dilbilgisi fikri kanıtlarla daha da güçlenmeye başladı. Bu fikre göre, her insanın biyolojik yapısında doğuştan mevcut olan bir dil öğrenme kapasitesi vardır.

Duyma engelliler arasında kullanılan işaret dilleri, her dilin aynı evrensel kurallara bağlı olduğunun en önemli kanıtlarından biridir. Bu diller, anlamın aktarılması için ses yerine görsel-mimiksel öğeleri ve vücut dilini kullanır. İşaret dilleri de tam manasıyla gelişmiş diller olup, sınırsız yeni cümle kurmaya olanak tanırlar. Kendilerine özgü gramer yapıları ve kelime dağarcıkları mevcuttur, farklı olarak yalnızca ses yerine mimik ve işaretler ile ifade edilirler. Bu dillerin kullanıldığı yerlerde büyüyen işitme engelli çocuklar da, duyabilen çocukların konuşma dilini öğrendikleri hızda işaret dilini öğrenebilmektedir. Diğer çocuklarla “agu” evresi de dâhil olmak üzere(bunu ağız yerine elleriyle yapmaları hariç) birebir aynı süreçlerden geçerek dil edinirler.  Nörolojik çalışmalar da, işaret dilinin insan beyninde konuşma dilleriyle aynı biçimde organize olduğunu gösteriyor.

Kısacası, dil edinimi evrensel bir kabiliyet olup, her bireyde genetik ve doğuştandır. Dilleri bilme, kullanma ve öğrenme becerimiz ses üretme ya da duyma kapasitemizden bile bağımsız bir şekilde, soyut bir bilişsel beceridir. Bu yönden Chomsky’nin ortaya koyduğu evrensel dilbilgisi teorisi, dilbilimde bir devrim niteliğindedir.

0
0
0
0
0
0
0

comment-ollang OLLANG ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

ollang-avatar

FACEBOOK ÜYELERİ NE DİYOR?