İki Dil, İki İnsan

Yaşam -

İki Dil, İki İnsan


İki dillilik terimi, iki ya da daha fazla dilin bir arada konuşulabilmesi durumunu ifade etmekte olup, bireysel düzeyde ya da toplum düzeyinde olması mümkündür.

Bireysel düzeydeki iki dilliliğin çeşitli dereceleri vardır. Bazı kişiler her iki dili de ana dil yetkinliğinde konuşabilirken, bazıları ise günlük kullanımda iki dili de yeterli düzeyde konuşabiliyorken bu dillerden biri ya da her ikisinde gerekli olan dilbilimsel yetkinlikleri eksiktir. Öte yandan, bazı iki dilli bireylerin sözlü yetkinlikleri varken bir ya da iki dilde yazma ya da okuma yetkinlikleri olmayabilir.

İki dilliliği sağlayan koşullar, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kimileri birden fazla dilin konuşulduğu evlerde büyümüştür, kimileri başka bir yerel dile sahip olan bir ülkeye taşınarak sonradan dil edinmiş, kimileri ise, ikinci dillerini okulda öğrenmişlerdir. Zengin bir dil çeşitliliği olan toplumlarda, farklı dil konuşan kişiler arasındaki iletişim de iki dilliliğin sebebi olabilir.

Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan!

İki dillilik (veya çok dillilik) aynı zamanda iki veya daha fazla dilin resmi olarak tanındığı ve konuşulduğu İsviçre, Kanada gibi bazı ülkeleri de ifade eder. Kanada’da İngilizce ve Fransızca olmak üzere iki, İsviçre’de ise Fransızca, İtalyanca, Romansça ve Almanca olmak üzere dört resmi dil vardır.

İşin ilginç yanı, araştırmalar iki veya daha fazla resmi dile sahip “iki dilli” ülkelerde, sözde “tek dilli” olan ülkelere nazaran çok daha az iki dilli birey bulunduğunu gösteriyor. Bu durum, Amerika, Fransa, İtalya gibi tek resmi dili olan ülkelerde baskın dili konuşmayan vatandaşların o dili günlük kullanıma yetecek düzeyde öğrenmek zorunda kaldığını düşündüğümüz vakit daha mantıklı hale geliyor. Buna ek olarak, çok dilli ülkelerdeki esas amaç bireyler düzeyindeki iki dilliliği artırmaktan ziyade, ülke içerisinde birden fazla resmi dilin varlığını korumaktır.

Amerika Birleşik Devletleri, anayasada herhangi bir ulusal dil belirtilmemesine rağmen, baskın olarak İngilizce konuşulan bir ülke olarak bilinmektedir. Gel gelelim, ülke içerisinde çok dil konuşan ve köklü bir tarihe sahip birçok topluluk olduğu da bir gerçek. 2010 nüfus sayımına göre, bu topluluklar içerisinde açık ara en kalabalık olanı, İngilizce-İspanyolca dil çiftini konuşanlardır; fakat bunun haricinde devlet içerisinde konuşulan dillerin sayısı öyle fazladır ki burada hepsini saymak imkânsız, hatta belki de bazıları net olarak bilinemiyor bile.


Amerika’da bir çok ürün İngilizce ve İspanyolca olmak üzere iki dilli olarak etiketlenir.

Son dönemlerdeki çalışmalar, İngilizcenin tek dil olarak konuşulmasının hızla yaygınlaştığını ve İngilizce haricinde bilinen İspanyolca ve diğer dillerin (Tagalog, Vietnamca, Çin’de konuşulan çeşitli diller) gitgide kaybolduğunu gösteriyor. Bu durum, yirminci yüzyılda bugüne dek hiç olmadığı kadar hız kazanmış durumda.

Dil Değiştirme (Code-switching)

Dil değiştirme, iki dilli bireylere has bir özelliktir. İki dili de akıcı düzeyde konuşan kişiler, cümleler arasında ya da cümle içerisinde bir dilden diğerine aniden geçiş yapabilmektedir.

A veces empiezo una oración en español and finish it in English.

(Bazen bir cümleye İspanyolca başlar, İngilizce bitiririm.)

Dil değiştirme, her iki dilin de dil bilgisinin eş zamanlı olarak işlemesini gerektiren evrensel bir dil etkileşimi olgusudur. Örneğin İngilizce-İspanyolca çiftini konuşan iki dilliler, az önce verdiğimiz örnekte olduğu gibi dil değiştirebilirler.

Johan hat mir gesagt that you were going to leave.

(Johan bana dedi ki, ayrılmak zorundaymışsın.)

Chigum ton-uls ops-nunde, I can’t buy it.

(Şu anda param olmadığı için, onu satın alamam.)

Women zuotian qu kan de movie was really amazing.

(Dün görmeye gittiğimiz film gerçekten muhteşemdi.)


Dil değiştirme, iki dilli insan grupları aynı dil çiftini konuşuyorsa gerçekleşir. Dahası, birtakım özel sosyal durumlarda kişilerin kelime dağarcığını zenginleştiren bir unsur olarak karşımıza çıkar. Bu kavram ile ilgili yaygın olan yanlış bir düşünce, bir çeşit dil yetersizliği belirtisi olduğudur. Örneğin, iki dilli kişilerin bu dillerdeki yetersiz yönleriyle başa çıkmak için bu yönteme başvurduğu düşünülebilir veya bu kişilerin bozuk bir dilde konuştuğu zannedilebilir. Bu sınıflandırmalar gerçekte tamamen hatalıdır. Dil değiştirmenin sosyal ve dilbilimsel yönleri üzerine son dönemde yapılan araştırmalar, bunun iki dilli bir kimliğe işaret ettiğini ve kendi içinde özel bir dilbilgisi yapısı içerdiğini gösteriyor. İki dilli bireyler, genellikle bir özne ve yüklem arasında dil değiştirirler. Buna ek olarak, dil değiştirdiklerinde geçiş yaptıkları dilin söz dizimine de doğru bir şekilde uymaktadırlar.


Aslına bakarsanız, iki dilli bireylerin bu durum sebebiyle dezavantajlı değil, bilakis avantajlı oldukları bir gerçek. Birden fazla dilde düşünebilmek, gerekeni gerektiği yerde bastırıp diğerini kullanma alışkanlığı kazanmak kişilerin diller üstü düşünebilmesini ve zihinlerinin tek dilli bireylere göre çok daha esnek olmasını sağlıyor. Bu durumun ise, başta bunamayı önlemesi olmak üzere beyin üzerinde çok fazla faydası olabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda, birden fazla dili akıcı şekilde rahatça konuşabilmenin akademik bağlamda ve günlük hayat açısından ne tür yararları olabileceğini de göz ardı etmemek gerek!

Ne dersiniz, imrenilesi bir özellik değil mi sahiden?

0
0
0
0
0
0
0

comment-ollang OLLANG ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

ollang-avatar

FACEBOOK ÜYELERİ NE DİYOR?