Tarihteki Çeviri Hataları

-

Çeviri Hataları

Dünyanın en kadim mesleklerinden biri olan çevirmenlik mesleğinin ne kadar diken üstünde bir meslek olduğunu görmek için tarihi biraz irdelemek gerekir. Tarihi irdelediğimizde karşımıza büyük facialar ile sonuçlanmış çeviri hatalarının çıktığını görmek çok da güç değil. Bazı hatalar vardır, dönüşü ve telafisi mümkündür ve fakat bazı hatalar vardır ki onlar geri getirilemeyecek sonuçlara sebep olur. Örneğin siyasi çeviriler. Siyasi arena için kurulabilecek en acımasızca benzetme kurtlar sofra olacaktır. Zira buradaki en ufak yanlış çok büyük bedellere sebep olabilmektedir. Fakat, çevirmenin hatası olamasa bile kelimenin farklı anlamlara gelip kişilerin savaş hırsı yüzünden kötü anlamlarının kullanıldığını görmek çok da zor güç değil. Siyasilerin çevirisini üstlenen kişilerin mümkün olduğunca dikkatli ve özenli çeviri yapması gerekmektedir. Henüz yakın olan tarihe baktığımızda sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Trump görüşmesi sırasında yaşanan çeviri olayı, ortalığı bir miktar germişti. Fakat bu noktada geçmişe nazaran düzeltilmesi daha hızlı yapıldı. Teknoloji sayesinde yapılan yanlış erken fark edilip sorun hemen çözümlendi. Maalesef eski zamanlarda yanlış ya da hatalı çevirinin farkındalığı erken olmadığı için savaşların hatta yıkım ve katliamlara sebep olmuştur. Yine uzak olmayan yakın bir dönem İkinci Dünya Savaşı. Tarihin en kanlı savaşlarından biri. Burada çevirmenlik sektörü adına kan dondurucu bir iddia ortaya atılmıştı. Bu iddia, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) yapılan çeviri hatası yüzünden Japonya'ya atom bombası attığı yönündeydi. Bu vahim iddianın sonucunda ise 250 bin civarında insan canından olmuştur. Olayın cereyan etme şekli ise şu şekilde olduğu sanılmakta: ABD, İngiltere, Rusya, Çin'in devlet başkanları 26 Temmuz'daki Postdam Konferansı'nın ardından Japonya'ya, "Teslim olun" ültimatonunu verir. Ertesi gün Japon hükümeti konuyu masaya yatırır, 28 Eylül'deyse Başbakan Suzuki bir basın toplantısı düzenler ve ültimatona cevap olarak "mokusatsu" der. İş bu noktada karışır. "Mokusatsu" Japonca "moku" (sessizlik) ve "satsu" (öldürmek) kelimelerinin birleşimiyle oluşan ve iki anlamı olan bir kelimedir. Aynı zamanda "yorum yapmamak" anlamına gelen kelimeyi, uluslararası basın "aşağılayarak reddetmek" şeklinde çevirince, ABD Başkanı Harry Truman saldırı için düğmeye bastı. Sonuç olarak 6 Ağustos Hiroşima ve 9 Ağustos Nagazaki olmak üzere iki güzel şehir yerle yeksan oldu. 250 bin kişinin hayatına mal olan bu durum insanları ikiye böldü. Bir kesim "Suzuki'nin sözleri ne olursa olsun, ABD atom bombasını atacaktı" yönündeyken çok büyük bir kesim "Tercüme hatası değil Suzuki anlaşmayı reddetti" olarak yorumladı. Netice olarak olay tercüme hatası denilerek üstü kapandı. Polonya’yı 'arzulamak' Eski ABD başkanı Jimmy Carter, konuşurken kitlelerin dikkatini nasıl çekeceğini biliyordu. 1977’deki Polonya ziyaretinde yaptığı bir konuşmada bu ülkeye karşı cinsel arzu beslediğini söylediği ifade edilmişti. En azından tercümanı böyle diyordu. Daha sonra anlaşıldı ki Carter aslında Polonya halkının ‘geleceğe dair arzularını’ anlamak istediğini söylemişti. Carter’in tercümanı ayrıca “Bu sabah ABD’den ayrıldım” sözlerini de “Bir daha dönmemek üzere ABD’yi terk ettim” şeklinde çevirmişti. O hafta yayımlanan Time dergisine göre, Carter’in Polonya’da olmaktan dolayı mutluluğunu ifade eden sözleri de “Polonya’nın cinsel organını tutmak mutluluk veriyor”a dönüşmüştü. Carter akşamki özel yemekte aynı tercümanı kullanmamıştı elbette. Fakat sıkıntısı sona ermemişti. Yemekteki konuşmasında ilk cümlesini söylemesi sessizlikle karşılanmıştı. İkinci cümlesi de öyle. Başkan’ın yeni tercümanı onun İngilizcesini anlamamış ve sessiz kalmayı tercih etmişti. Carter Polonya’dan ayrılırken artık espri konusu haline gelmişti. ‘Sizi gömeceğiz’ 1956’daki bir tercüme hatası ise Soğuk Savaş ortamının daha da gerilmesine yol açmıştı. Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev’in Moskova’daki Polonya elçiliğinde Batılı diplomatlara yönelik bir yemekte yaptığı konuşmada bir cümlesi “Sizi gömeceğiz” şeklinde tercüme edilmişti. Bu sözler dergi ve gazete manşetlerine yansıdı, Sovyetler Birliği ile Batı’nın ilişkilerini daha da soğuttu. Oysa bağlamı içinde düşünüldüğünde Kruşçev’in sözleri aslında “Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, tarih bizim yanımızda. Sizin altınızı oyacağız,” anlamına geliyordu. komünizmin daha çok yaşayacağını, kapitalizmin kendi içinden çökertileceğini vurguluyor, Karl Marx’ın “burjuvazinin kendi mezar kazıcılarını yarattığı” tespitine gönderme yapıyordu. Yani Amerikalılarda nükleer saldırı korkusu yaratacak türden bir tehdit içermiyordu aslında. Kruşçev sözlerine açıklık kazandırmış, ama bu birkaç yıl almıştı. 1963’te Yugoslavya’da yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu: “Tabii ki sizi kürekle gömmeyeceğiz. Kendi işçi sınıfınız sizi gömecek.” Diplomasi dili Müzakereler sırasında yapılan yanlış tercümeler doğal olarak tartışmalara neden oluyor. ‘İstirham etmek’ anlamına gelen Fransızca ‘demander’ kelimesi 1830’da Paris ile Washington arasındaki görüşmelerde sorun yaratmıştı. Fransa’nın Beyaz Saray’a gönderdiği mektupta geçen bir cümlede kullanılan bu kelime “Fransa hükümeti... talep ediyor” şeklinde tercüme edilmiş ve diplomasi diline uygun bulunmamıştı. Yapılan hata düzeltilince görüşmelere devam edildi. Bazı yetkililer ise dil farklılıklarını kendi amaçları için kullanmakla suçlanıyor. İngiltere hükümeti ile Yeni Zelanda’daki Maori halkı arasında 1840’ta imzalanan bir anlaşmada bu sorun yaşanmıştı. Anlaşmanın İngilizce metni ile Maori dilindeki metinler farklı şeylere vurgu yapıyordu. Bunun üzerine Maoriler anlaşmanın sahteliğine dair protesto hareketi başlatmıştı. ‘Uzak görüşlü Çinliler’ ABD başkanı Richard Nixon’un 1972’deki Çin ziyaretinde yaşananlar ise yanlış tercümeden ziyade yanlış anlama kaynaklıydı. Dönemin Çin lideri Çu En-Lay’ın, Fransız Devrimi’nin etkilerine dair bir soruya “yorum yapmak için çok erken” şeklinde cevap verdiği söyleniyordu. Bu sözler Çin felsefesinin derinliğinin ifadesi olarak görüldü. Oysa Çinli lider Fransa’daki 1968 hareketini kastederek bu sözleri sarf etmişti. O dönem Nixon’un tercümanlığını yapan Amerikalı diplomat daha sonra emekli olduğunda şunları söyleyecekti: “İşe yarayan bir yanlış anlama olduğu için kimse düzeltme ihtiyacı duymadı. Çinli devlet adamlarının uzak görüşlü olduklarına, Batılı meslektaşlarından çok daha uzun vadeli düşündüklerine dair bir yargı vardır. İnsanlar böyle bir şey duymak ve inanmak istediği için o yanlış anlama öylece kaldı.” Sonuç olarak, siyasi hayatın içinde çeviri yapacak olan çevirmenlerin her şeyden ve herkesten daha dikkatli ve özenli kelimelerini seçmeleri gerekir, zira ufak bir hata geri dönüşü olmayan sonuçların doğmasına neden olabilir. Bazı savaş durumunda çeviri bir propaganda aracı olarak kullanılabilir. Bu yüzden çeviri yapılırken çok dikkatli ve özenli yapılması gerekmektedir. Kaynakça: https://www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/2015/02/150209_vert_cul_tercume_hatalari

1
0
0
0
0
0
0

comment-ollang OLLANG ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

ollang-avatar

FACEBOOK ÜYELERİ NE DİYOR?