Tehlike Altındaki Diller

Çeviri Gündem -

Tehlike Altındaki Diller


Bir dil, onu öğrenen hiçbir çocuk kalmadığında ölür ve yok olur. Dil bilimciler, bir dilin en azından konuşma düzeyinde yok olmasının birtakım yollarını tespit etmişlerdir.


Bir dili konuşan tüm insanlar öldüğünde veya öldürüldüğünde, o dil oldukça hızlı bir biçimde yok olur. Bir zamanlar Tazmanya adasında Tazmanyaca buna bir örnektir. Benzer şekilde, bir dili konuşan tüm kişiler konuşmayı bırakırsa, dil yine nispeten ani bir şekilde ortadan kalkacaktır. Bu olay, siyasi bir baskı veya soykırım tehdidi gibi durumlar söz konusuysa gerçekleşebilir. Çeşitli kültürlerle bir bütün halindeki bazı yerli diller, bu yolla yok edilmişlerdir. “Yerliler” olarak yaftalanmak istemeyen topluluklar, çareyi ana dillerini konuşmayı bırakmakta bulmuştur. Çocuklar çevrelerinde duymadıkları dili öğrenemeyeceğinden, bir dili konuşan son kişi öldüğünde dil de ölmüş olur.


Güney Doğu Asya'daki takım adalarda yer alan Papua Yeni Gine'de 832 adet halen konuşulmakta olan dil vardır.


Yok olan dillerin çoğu, nesiller boyunca yavaş yavaş ortadan kalkar. Baskın bir dil ile yakın bölgelerde konuşulan azınlık dilleri bu durumdan nasibini alır, örneğin İngilizcenin varlığı pek çok yerli Kızılderili dilinin yok olmasına sebep olmuştur. Her yeni nesilde, gitgide daha az çocuk söz konusu dili öğrenir ve neticede dili kullanan son nesil de ortadan kalktığında öğrenen yeni hiç kimse kalmaz. Yaygın olmasa da, dilin “kısmen öldüğü” durumlar da mevcuttur. Bu durum, dilin yalnızca edebiyat gibi belli bağlamlarda varlık sürdürmesi anlamına gelir. Günümüzde sadece akademik ve dini metinlerde kullanılan Latince, buna güzel bir örnek olabilir.

Dilbilimciler, günümüzde birçok dili tehlike altındaki diller listesine dahil etmiştir. Yok olmakta olan bu dilleri, gramer yapılarını koruyarak ve üzerlerinde çalışarak, aynı zamanda da gelecek nesillere aktarılmaları için kaydederek koruma çabası içindeler. Her dil, gramer yapısı yoluyla insan bilişselliği hakkında bilgiler verir. Edebiyat, şiir, dini tören konuşmaları ve sözcük yapısı gibi unsurlar, kültürlerin entelektüel birikimleri hakkında benzersiz bakış açıları sunar. Bir dilin ortadan kalkması, yalnızca bu bakış açılarının kaybı dolayısıyla değil, bir kültürün kendini muhafaza edip yenilemesine yarayan başlıca araç yok olduğu için de üzüntü vericidir.

Dilbilimciler, dilleri korumak için verdikleri mücadelede yalnız değiller. Dil kulüplerinin ve bazen hükümetlerin de desteğiyle, yetişkinlere ve çocuklara yok olma tehlikesi altındaki diller birer kültürel sembol olarak öğretilmektedir. Örneğin, İrlanda’daki Gael Linn kuruluşu, yetişkinlere Gaelce öğretmeyi amaçlıyor. İrlanda’da hâlihazırda yüzlerce devlet okulunun eğitim dili Gaelcedir.


Gaelce halen bazı bölgelerde halk tarafından kullanılmaktadır.


Dillerin yok oluğunu yavaşlatmak ya da tersine döndürmek için verilen bu çabalar, aynı zamanda Quebec’deki Fransızca dilinin durumu ile de örneklenebilir. 1961 yılında Quebec Fransızca Ofisi, ülkede konuşulan Fransızcanın aksanını standardize etmesi için kurulmuştu. Gel gelelim, tam tersi bir şekilde bunu yapmayı reddettiler çünkü bu durumun diğer Fransızca konuşan topluluklarca anlaşılmayı zorlaştıracağından endişe ettiler. Standartlaştırılmış bir aksan, Quebec halkını dilbilimsel olarak izole edecek ve Fransızcanın Kanada’da yok olmasına zemin hazırlayacaktı.  Bu sebeple ofis, aksan fark etmeksizin Fransızcanın konuşulmasını desteklemeye ve yaygınlaştırmaya çabaladı.

Faal olmayan bir dilin yeniden hayata dönmesinin en çarpıcı örneklerinden biri, İsrail’de gerçekleşmiştir. Asırlar boyunca, klasik İbranice yalnızca dini törenlerde kullanılagelmişti. Fakat günümüzde, birtakım modernleştirme çalışmalarının da neticesinde, İsrail’in resmi dili halini almıştır. İsrail’de yer alan İbranice Akademisi, bugüne dek insanlık tarihinde denenmemiş bir görev üstlenerek, eski bir yazılı dili halkın günlük kullanım ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hayata döndürmüştür.

İbranice isim yerelleştirmelerinde de kullanılmaktadır.


Birleşmiş Milletler de, yok olma tehlikesi altındaki diller konusunda kaygılı. 1991 yılında bu konuda UNESCO’dan geçen önergeye göre:

Herhangi bir dilin yok olması insanlık için onarılamaz bir kayıp oluşturduğundan, bu durumu önlemek amacıyla tehlike altındaki ve yok olmakta olan dillerin gramer, sözlük ve metinlerini yaygınlaştırmak UNESCO’nun öncelikli görevlerinden biridir.

Yok olma tehlikesi altındaki dillerin korunması ve belgelenmesinin önemi, yalnızca sosyal ve kültürel sebeplerden ötürü değildir. Bu dillerin çalışılmasının aynı zamanda bilimsel bir sebebi de vardır. Mümkün olduğunca çeşitli diller üzerinde araştırma yaparak, dilbilimciler dilin hem evrensel hem de kendine has özelliklerini ortaya koyan bir kuram geliştirme imkânı bulabilecektir.


0
0
0
0
0
0
0

comment-ollang OLLANG ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

ollang-avatar

FACEBOOK ÜYELERİ NE DİYOR?